Sık kullanılanlara ekle Giriş sayfası olarak belirle
Anasayfa          GATO Hakkında          Firmalar          Haberler          Köşe Yazıları          Galeri          Alım Talepleri          Satım Talepleri          Makine Pazarı          Kariyer          İletişim
KÖŞE YAZARLARI
 
Salih KARADENİZ
salih@vemedya.com
 
Triko'nun Tarihçesi
28 Temmuz 2007
 

Fransızca’daki tricotage kelimesinden dilimize giren triko, trikot ya da çözgülü örme makinelerinde üretilen örme kumaşın adıdır.

Tek iplikli örme prensibinde, çözgülü örme makinelerinde üretilen trikonun tarihi ise milattan önceye dayanır. İplik yapımı, dokuma ve dikiş gibi tekniklerin M.Ö. 5000-6000 yıllarından beri uygulanıyor olmasına rağmen örmeciliğin başlangıç tarihi tam olarak bilinmemektedir. Yapılan arkeolojik kazılarda, örme işleriyle uğraşanların M.Ö. 6 ve 5. yüzyıllarda Orta Asya Türkleri ve Mısırlılar olduğu belirlenmiştir.

Zamanla diğer topluluklara da yayılmıştır bu sanat. M.S. 600’lü yıllara ait olduğu sanılan Mısır mezarlarında yapılan kazılarda da el örgü mamullerine rastlandığı belirtilir çeşitli kaynaklarda. Örgü makinesi 1589 yılında İngiltere’de Notthingham yakınındaki Culverton köyünün papazı olan William Lee tarafından bulunmuştur. Hiçbir ön bilgisi olmayan rahip William Lee, karısının ev işlerini kolaylaştırmak amacıyla basit aletler kullanarak, dakikada 600 ilmek civarında örebilen bir örgü makinesi yapar. Bu makine örme sanayiinin temel taşı sayılır. Dakikada 600 ilmek atarak şaşırtıcı bir hızla çalışan bu makinenin her bir ilmek için ayrı iğnesi vardır. Lee zamanla, başlangıçta yalnız düz yüzeyler örebilen makineyi geliştirerek, belirli biçimlerde parçaların örülmesine olanak sağlayan bir sistem hazırlar ve Kraliçe Elizabeth’den kendisine tekel sağlayan bir patent alır.

1758 yılında Jedediah Strutt, çift plakalı örgü tekniğini bulur. Buluş, dünyada Derby Ribana makinesi olarak isimlendirilir. Strutt, yatay hareket eden ikinci bir iğne sırasını kullanarak, istenildiğinde tek taraflı düz kumaş elde edebilir. 1798’de ise Monsieur Decroix, iğneleri dairesel olarak döndüren kovanı keşfeder. Yuvarlak örgü makinesinin çatısı böylelikle bulunmuştur. O zamana kadarki düz örgü makinesi sistemlerinden farklı olarak, burada kovan ve içindeki iğneler dairesel olarak dönmekte ve yine dairesel bir yol izlemekteydiler. Böylece örgü oluşumu, dairesel olmanın verdiği avantajla daha hızlı bir hale sokuldu. 1805 yılında Joseph Marie Jacguard, Fransa’nın Lyon kentinde, dokuma makineleri için mekanik jakar tekniğini bulur. Daha sonra bu teknik, örgü makinelerine adapte edilerek, delikli kartonlar vasıtasıyla iğneler, platinlere desen hareketi verilir. 1847’de ise İngiliz Matthew Townsend, dilli iğneyi bularak örmecilik tarihinde yeni bir çığır açar.

Bu buluş, uzun zamandır bilinmekte olan kancalı iğnelerdeki baskı işlemini ortadan kaldırıp, mekanizmasını kolaylaştırarak el tezgahlarının süratlenmesini ve dolayısıyla maliyetlerin azalmasını sağlar. 1852 yılında Theodor Groz, Ebingen’de fabrikasını kurduğu esnada Ernst Beckert, Chemnitz’de iğne yapımına başlar. Her ikisinin de amacı örgü çoraplarına eğilmeyen ya da kırılmayan iğne üretmektir. Yani artık iğneler demirden değil, çelikten yapılacaktır... Elli binden fazla iğne çeşidi bulunan Groz-Beckert iğneleri, günümüzde her türlü örgü makinesi için üretiliyor. Bugüne kadar neredeyse hiçbir ilmek problemi çıkmaması ise Groz-Beckert iğnelerinin en dikkat çekici özelliğidir. Chemnitz’li A. Eisenstuck 1857 yılında, ilk defa çatı şeklinde çift plaka (iğne yatakları) olan örgü makinesini geliştirerek bu makinenin patentini alır. 1863 yılında ise Amerikalı mucit Isaac William Lamb, temel prensiplerini bugüne kadar koruyan kullanılabilir ilk örgü makinesini icat eder. Bu makine, bugünkü teknolojiye benzer çelik yapısı ile dilli iğnelere hareket vermektedir. Lamb’in amacı, dikiş makineleri gibi, ailelerin kullanımına elverişli bir araç ortaya çıkarmaktır. Böylece, zor koşullarda çalışmakta olan göçmen aileler, kendi elbise ihtiyaçlarını karşılayabilir ve kendilerine bir gelecek temin edebilecek hale gelebilirler.

Bu makinede plakalar birbirine 45 derecelik açı ile çatı şeklinde durmaktadır ve Theodor Groz tarafından yapılan iğnelerin ayakları, üçgen şeklinde çelikler tarafından hareket ettirilmektedir. Mekik tarafından getirilen iplik, çelikler vasıtası ile yukarı kaldırılan iğnenin ağzına verilmekte ve yine çelik vasıtasıyla aşağıya çekilen iğnenin, eski ilmeğin üzerinden kayması ile yeni ilmek oluşturulmaktadır. Lamb, 1865’te makinesini daha da geliştirerek, 30 çeşit örgü ve dakikada tahmini 4000 ilmek örebilmeyi başarır. Fransa, İngiltere ve Belçika’da patentlerini alır ve Amerika’da iki fabrika kurar. Aynı dönemde diğer sanayi şehirlerinde de örgü makinesi fabrikaları kurulmaya başlanır. Avrupa’da ilk fabrika (Dubied-Werke) Henri Eduard Dubied tarafından İsviçre’de kurulur. 1867 yılında, Uluslararası Paris Fuarı’nda, Lamb’in icat etmiş olduğu makine geliştirilmiş haliyle sergilenirken, aynı yıl içerisinde Dubied Atölyeleri de, kendilerinin daha sonra “çağın teknik şaheseri” olarak adlandıracakları ilk makineleri üzerine çalışmaktadır. İlk makineler dar oldukları için kullanım alanı çorap imalinden öteye gidememekteydi ancak bu makinelerinin enlerinin genişlemesi ve değişik incelikte makinelerin geliştirilmesi ile değişik büyüklüklerde ve desenlerde trikolar üretilmeye başlandı.

1870’de çift taraflı dilli iğnenin keşfi ve trikotaj makinelerinin yatay konuma getirilmesi, 1878 yılındaysa, dilli iğne ile örme yapan ilk yuvarlak örme makinesinin gerçekleştirilmesi, mekanik örmeciliğin yaygınlaşmasını sağladı. Kısacası 1870’li yılların başlarından 1880’li yılların sonlarına kadar gelişmeler tüm hızıyla devam etti ve bu gelişmelere paralel olarak da makinelerin kullanım alanları büyüdü. Bu dönemde, makinelerde bir takım yenilikler de yapılır. Örneğin, “torba örgü” üretilmeye başlanır. En önemli adım ise 1879 yılında, bir Alman firması olan Laue&Timaeus tarafından, değişik yükseklikte ayakları olan iğnelerin yapılması ve özel çelik yapısıyla kısa ve uzun ayak iğneleri ayrı ayrı çalıştırarak yeni desen efektleri örebilme yeniliği ile atılır. Uzun araştırmalardan sonra, 1881 yılında 1x1 örgü başlangıcı ve lastik örebilme fikri gelişir. Çelik yapısında yeni düzeltmelere gidilerek ayar çelikleri ilave edilir. Kısa bir süre sonra da “noppen” çelikleri fikri gündeme gelir. Orta çeliğin tepe kısmı kesilerek inip çıkar duruma getirilir. Böylece iğneler yukarıya yarım çıkar hale gelir ve iğne, ağzına yeni ipliği aldıktan sonra geriye inerken eski ilmekte ağzında kaldığı için noppen örgü meydana gelmiş olur. 1880’li yılların ortalarında desenli örgü makineleri piyasaya çıkar. Bunlar, sadece istenilen iğneleri çalıştırarak desen yapabilen makinelerdir. İğnelerin seçimi, Grosser firması tarafından icat edilen Jacquard çubukları tarafından gerçekleştirilir. Kasnaklar tarafından hareket ettirilen makinelerin ilk defa yapılması da yine aynı döneme rastlar. Bu, örmeye kolaylık getirir fakat artırma ve eksiltme gibi birçok işlem için el emeği gerekmektedir. Artık, üretilmekte olan örgü eşyalar dünya pazarlarında büyük rağbet görmekte ve triko sektörü, sürekli bir talep artışı ile karşı karşıya kalmaktadır. Bunun üzerine makine imalatçıları, elle yapılan faaliyetleri otomatikleştirmenin yollarını aramaya başlarlar. Bu sorun, 1886 yılında Albin Beyer tarafından geliştirilen makinenin imal edilmesi ile giderilir. Beyer, o zamana kadar çözümsüz kalan otomatik artırma ve eksiltme problemlerini hallederek, ilk Reglan örgü makinesini imal eder. Bu buluş, örgü makinelerinin gelişim tarihinde yeni bir çığır açar. 1888’de Grosser firması, ilk torba çelikli makineyi üretir. Bu makine maliyetlerin düşmesini de sağlar. 1891 yılı düz örgü makineleri için çok önemli bir yıldır.

Heinrich Stoll çok kullanışlı ve iyi çalışan “Links/Links” düz örgü makinesini yapar. Trikotaj sanayiinin talebi de yüksek randımanlı bu makinedir. Makine, 1893 yılında Uluslararası Chicago Fuarı ile dünyaya tanıtılır ve büyük bir satış patlaması yapar. 1892’de ise Henri Eduard Dubied, çok önemli bir gelişme kaydeder. O güne dek iğne dillerini açmak için kullanılan çelik bıçakların yerine, at kılından yapılmış fırçaları kullanır. Böylece sık sık meydana gelen iğne kırılmaları minimuma iner. Bu firmalar 1895’te yaylanabilir torba çeliklerini imal eder. Bu çelik yapısıyla, çok dar parçalar da torba örgü olarak örülebilir hale gelir. Daha sonra bu torba çelikleri noppen çelikleri ile beraber kombine edebilme çalışmaları başlar. Bu çelik yapısı ile örgü makinelerinde artık “Lastik, Fang, Selanik, Tek Plaka ve Torba” gibi her türlü desen örülebilir hale gelir. İlave sürgülerle, çeliklere istenilen hareket verilebildiği için, bugün anladığımız mânâda kazak örülebilen el makinelerinin, yani 1900’lü yılların mekanik makinelerinin temeli o yıllarda atılır. 1900’lü yıllarda ise jakar sisteminin trikotaj makinesinde kullanımı ile büyük raporlu desenlerin örme sanayinde yapılması sağlanır. Bu sistem, yapılan geliştirme çalışmaları ile yerini tanburlu mekanik sistemlere bırakır. Yuvarlak makinelerde ise numaranın incelmesi ve çapının genişlemesi gibi gelişmeler yaşanır. Bileşik iğnenin kullanımına rastladığımız 1900’lerin başlarında, aktarma sistemi trikotaj makinelerine uygulanmış, düz ve jakarlı olmak üzere iki sistemli trikotaj makineleri yapılmıştır. Birinci Dünya Savaşı’ndan sonra hızla ortaya çıkan yapay elyaf ve ipliklerin de etkisiyle makineler, yeni örme metodları ve örgü çeşitleri de hızla gelişir. Ancak en büyük yenilik, 1963 yılında ITMA-Hannover Uluslararası Tekstil Makineleri Fuarı’nda, örme teknolojisinde elektroniğin efektif olarak kullanılmasıyla kaydedilir. Elektronik sanayiindeki hızlı gelişmenin örme teknolojisine de yansıması ile son otuz yılda makine donanımlarında bir dizi yenilikler ortaya çıkar ve çeşitli otomatik ve güvenlik donanımlarının yanı sıra ikaz sistemleri, hata payını azaltarak, üretimin artmasına yardımcı olur. Optik okuyucular ve renk seçiciler sayesinde desenlendirme alanına da giren elektronik, sektöre, çok geniş desenlendirme kolaylığı ve çeşitliliği sağlar. Yüzey doku kalitesi yönünden de verimli ufuklar açar. Örme sektörü böylece, dokuma sektörü ile eskilere dayanan rekabetine ek olarak, kendi içinde ortaya çıkan yeni yöntemler arasındaki amansız çekişmenin de etkisiyle gelişmeye başlar ve mekanik makineler yerlerini yavaş yavaş elektronik düz örme makinelerine bırakır. 1980’li yıllarda ayar motorların kullanılmaya başlaması, vuruşlu sistemlerin, yerini bu motorlara bırakmasına neden olur. Mekik tulumbaları, manyetik olarak hareketlendirilmiş ayar motorları yardımıyla modellerde çok fazla sayıda ayar kullanma imkânı sağlanmıştır. 1980’li yılların sonlarında ise ayar motorların ve ana tahrikte paletli sistemlerin kullanılması kafanın (semer) kısa dönüş yapmasına olanak tanımış ve üretimde önemli artış sağlanmıştır. ITMA fuarlarının, örme makineleri açısından büyük önemi vardır. Fantezi ve desenli kumaşların örülmesinde bilgisayar ve örme makinesinin bir arada çalışması, 1987 yılındaki fuarın en göze çarpan özelliğidir. ITMA 91’de ise elektronik kullanımının çok büyük aşama kaydettiği gözlenir. Bu fuarda sergilenen tüm makineler bilgisayar kontrolündedir ve elektrikli kumanda sayesinde olağanüstü teknik gelişmeler sağlandığı gözlenmiştir. 90’lı yılların başlarında konfeksiyon maliyetini sıfıra indirmek amacıyla, komple ürün çıkaran makinelerin yanında, sistem sayıları artırılarak birim zamanda daha çok üretim yapan, çalışma genişliği yüksek elektronik triko makineleri geliştirilir. Fully-fashion (tam biçimlendirme) işlemi, düz örme makinelerde tam anlamıyla gerçekleştirilir. Konfeksiyon işlemleriyle daha sonra mamule dikilen aksesuarlar, örneğin cepler, fiyonklar, değişik aplikasyonlar makine üzerinde örme sırasında oluşturulur. Bu konuda Stoll firmasının, ‘knit and wear’ (ör ve giy) ve Shima Seiki firmasının, ‘whole garment’ (tüm mamul) makine modelleri günümüzde de ön plandadır. Dokunmatik şekilde çalışan, aynı üründe iki farklı iğne inceliğinde örgü yüzeyleri elde edebilen makineler ise triko sektörüne 2000 yılının başlarında büyük bir hızla girer.

TRİKONUN TÜRKİYE TARİHÇESİ

Trikonun ülkemizdeki tarihsel gelişimine bakıldığında, triko üretiminin 1920’li yıllarda Halil Karaca ile başladığı görülür. Bu yılların ilk yarısında, belirli sayıdaki girişimcinin şahsi gayretleri ile triko sektörünün temeli atılmış olur. 1950’lerle beraber Türkiye’de endüstrinin ve dolayısıyla imalat sektörünün de önemi anlaşıldıktan sonra triko tesislerinde büyük bir artış olur ve fabrikasyon üretime geçilir. Bu durum, Türkiye ihracatı için çok önemli bir katkı demektir. El makineleri ile başlayan bu sanayi dalı, 60’lı yıllarla birlikte daha da hızlı bir ivme kazanarak otomatik makineler ile gelişmesine devam eder. İlk triko ihracatı ise 1961 yılında Hayrettin Karaca tarafından gerçekleştirilir. 80’li yıllara geldiğimizde ise uygulanan akıllı politikalar sayesinde Türk girişimcisinin vizyonu değişir ve buna bağlı olarak da hazır giyimcilerin önemli bir kısmı hızlı bir ihracat hamlesine girişir. Hükümetlerin uyguladığı teşvik politikaları sayesinde 90’lı yıllardan itibaren triko sektöründeki üreticiler, en son teknoloji ürünü makinelerle üretime geçerler. Türk triko sektörü bugün, dünyanın en gelişmiş teknolojisine sahiptir. Hatta Türkiye, dünyanın bir numaralı Triko üreticisi olan İtalya’nın da teknoloji bazında önüne geçmiş durumdadır ve dünyanın başta gelen triko üreticisi ülkelerinden birisidir.

 
Okunma: 8221
 

YAZARA AİT DİĞER KÖŞE YAZILARI Sayfa:
. Geçmişten Günümüze Çorap
'a üye olun
Markanız daha çok tanınsın
Kullanıcı Adı
Parola
 
  ? Parolamı Unuttum

Duyuru Panosu
 

Fuarlar
Moda Güzellik 2009 Evlilik Hazırlıkları, Hazır Giyim, Ayakkabı,Güzellik, Bakım Ürünleri, Kuaför Ekipmanları ve Sağlıklı Yaşam Fuarı
Anadolu Moda Show (Yaz) Konya 7.Hazır Giyim Fuarı
TEXGATE 2009 7.Texgate Uluslararası Tekstil ve Aksesuarları Fuarı
IF Wedding Fashion İzmir Gelinlik, Damatlık ve Abiye Fuarı
IF 2009 7. İstanbul Moda Fuarı
Worl Boutique Hazır Giyim Fuarı
Fashion Week - Moda Haftası Sonbahar-Kış
TEXTİL KİMYASALLARI - Bursa 2. Tekstil Kimyasalları Fuarı
MOBTEKS 2008 - Bursa 2.Döşeme Endüstrisi, Döşemelik Kumaşlar, Ev Tekstili ve Aksesuvarları Fuarı
TEXGATE 2008 - 6.Texgate uluslararsı Textil ve Aksesuvarları Fuarı

Firma Ara
 
 

TİCARETİNİZ KARŞILIĞINI ALMIŞ OLDUĞUNUZ DEĞERLİ EVRAĞINIZ GERÇEKTE NE KADAR DEĞERLİ

RİSK’ NİZİ ZAMANA BIRAKMAYIN…..

BİR ELİNİZDE ÇEK, KARŞINIZDA MÜŞTERİNİZ VE PARMAKLARINIZ UCUNDA NE YAPMANIZ GEREKTİĞİ KONUSUNDA SİZE YARDIMCI OLMAYA ÇALIŞAN ÇOK BÜYÜK BİR EKİP….


'da Ara

BAŞARI HİKAYELERİ
Lorin Triko
Markalaşma Yolunda Emin Adımlar
 

RÖPORTAJ
Türkiye`nin Çin`i Güneydoğu olsun
Türkiye ekonomisinin temel direklerinden biri olan tekstil son dönemde zor günler geçiriyor. Kur ve maliyet baskısı altına zor dönem yaşayan sektör yen bir arayış içinde.
 

KÖŞE YAZILARI
Reşit DURAK
Başyazı
Ertuğ Yaşar
Türkiye tekstilden çıkmalı mı ?
Füsun Akşamoğlu Dolaş
TRİKOTAJ SEKTÖRÜ VİZYONUNU EĞİTİMLE YENİLİYOR
Fatih KÖLEOĞLU
Boynuz kulağı…
Kağan Gökalp
Modada zirvenin yolu hızlı olmaktan geçer
Kemal DELİOĞLU
İHRACATIN YOLU NAKLİYE
Salih KARADENİZ
Triko'nun Tarihçesi
Hasan Mahir
GAZİANTEP’DE TRİKONUN HİKAYESİ

ANKET Arşiv
AKP' nin kapatılmama kararı piyasaları nasıl etkiler ?
   

LİNKLER Tüm Linkler »
Web Tasarım Hizmetleri
Model Giydirme Oyunları
Başbakanlık Avrupa Birliği Genel Sekreterliği
ABİGEM - AB-Türkiye iş Geliştirme Merkezleri
BAĞ-KUR
Başbakanlık Devlet Planlama Teşkilatı
   
Anasayfa         Site Haritası          İletişim
Triko Haber Triko Talepleri Triko Yan Sanayi
Web sitemizin dışında farklı sitelere yönlendirilen linklerin içeriklerinden trikoport.com sorumlu tutulamaz.
© 2007, Tüm Hakları Saklıdır.
Bu Site Gaziantep Trikotajcılar Odası'na ait olup, içerik ve reklam yönetimi Ve İnteraktif Medya Ltd. Şti. tarafından yürütülmektedir.
Trikoport bir    hizmetidir.